yunus emre sayar'ın aziz hatırasına...
Özlem başlı başına bir duygu değil de endişenin bir tezahürüymüş yalnızca. Ölen birini özlemeye başladığınızda anlıyorsunuz bunu. Yıllarca görmediğiniz, hatta varlığını unuttuğunuz bir arkadaşınız bir anda “Benden bu kadar!” diyor ve çıkıyor hayatınızdan. Sadece sizinkinden değil, dünyadaki tüm hayatlardan bir parça kopup gidiyor. Bir gün önce sokakta karşılaşsanız hala hayatta olması sürprizmiş gibi şaşkınlıkla kucaklayacağınız aklınızdan çıkan o arkadaş, bu sefer hiç çıkmamak üzere aklınızın derinlerine yerleşiyor… Ama artık o yok. YOK! Yokun tarifi de yok, bu kadar işte bu kelime. Sıfırın hakikatinden bahsediyoruz burada. Bir anlamda hem ölümün hem yaşamın özü bu. Artık hiç görmeyeceksiniz onu. Bir daha asla tokalaşmayacaksınız onunla, şakalaşmayacaksınız, hesabı kitleyemeyecek ya da kahvesini ısmarlayamayacaksınız. Yeni bestesini övemeyecek, bir sikimden anlamamanıza rağmen tavsiye veremeyecek, onun sizi bozmamak için gösterdiği ince tahammülü gizliden giz...