yunus emre sayar'ın aziz hatırasına...
Özlem başlı başına
bir duygu değil de endişenin bir tezahürüymüş yalnızca. Ölen birini özlemeye
başladığınızda anlıyorsunuz bunu. Yıllarca görmediğiniz, hatta varlığını
unuttuğunuz bir arkadaşınız bir anda “Benden bu kadar!” diyor ve çıkıyor
hayatınızdan. Sadece sizinkinden değil, dünyadaki tüm hayatlardan bir parça
kopup gidiyor. Bir gün önce sokakta karşılaşsanız hala hayatta olması
sürprizmiş gibi şaşkınlıkla kucaklayacağınız aklınızdan çıkan o arkadaş, bu
sefer hiç çıkmamak üzere aklınızın derinlerine yerleşiyor… Ama artık o yok.
YOK! Yokun tarifi de yok, bu kadar işte bu kelime. Sıfırın hakikatinden
bahsediyoruz burada. Bir anlamda hem ölümün hem yaşamın özü bu. Artık hiç
görmeyeceksiniz onu. Bir daha asla tokalaşmayacaksınız onunla,
şakalaşmayacaksınız, hesabı kitleyemeyecek ya da kahvesini ısmarlayamayacaksınız.
Yeni bestesini övemeyecek, bir sikimden anlamamanıza rağmen tavsiye
veremeyecek, onun sizi bozmamak için gösterdiği ince tahammülü gizliden gizliye
takdir edemeyeceksiniz. Bütün bunları bilmenin kıvranışıyla, belki biraz da
suçlulukla –ki bu noktada vicdan bakiyenizin yeterli olması şarttır- köpekler
gibi özleyeceksiniz onu. İkiyüzlülükle tehlikeli bir ilişki içinde olan bu
özlemin bir erdem olmadığını fark edip kendinizden uzaklaşacaksınız. Sıkıntınızda
boğulmak üzereyken size hiçbir zaman yaver olmayan aklınız çalışmaya
başlayacak, idrakiniz açılacak. Anlayacaksınız ki bugüne dek kimi özlediyseniz
bir daha görememe ihtimali put gibi önünüzde durduğu için kaygı duymuşsunuz
yalnızca. Bu kaygı araya giren mesafeler ve ayrı geçen zamanla bir potada
erimiş ve özlem diye karşınıza dikilmiş. Şimdi sakin olun, endişenin mutlak
noktasındasınız. Kaygının gerçek olduğu aşamada, ihtimalin vücut bulduğu o
kıymetli safha! Ne oldu, telefon açılmıyor mu, aradığınız kişi cevap
veremeyeceği bir yerde mi? Keşke daha önce özleyip arasaydınız değil mi ya?
Artık çok geç. Bütün özlemlerin en kuvvetlisi tarafından kavrandınız, çok
çırpınmayın canınız yanmasın. Bir de insanın unuttuğunu özlemeye ne dereceye
kadar hakkı vardır, bunu düşünmeli. Ama bunu düşünmek tehlikeli, tefekkürün
belirli bir zihinsel konfor alanının dışına taşması işleri içinden çıkılmaz hale
getirebilir, hadi bunu es geçelim. Varsa da yoksa da özlüyoruz işte zaten.
Özlüyorum. Bu bir iç muhasebe kaydı Yunus, sen bir elveda say. İçimin bir
ukdesi olarak, gözlerinden öpüyorum.
Yüreğinden öpüyor ve yürekten özlüyoruz seni devrem
YanıtlaSilKalemine sağlık kardeşim, başımız sağolsun.
YanıtlaSil