İŞKENCE
Yüz yüzeyiz. Rûberû. Benim elimde bazı fotoğraflar var. Ne zaman çekildiler, kim tarafından, kimin için? Zamanı aşmak isterken ona hapsolduğumuz karelere bakıyorum. Tanıdık yüzler var içlerinde. Karşımdaki yüzü o karelerde arıyorum fakat bulamıyorum. Yakın zamanda çekilmiş olmalı fotoğraflar. Hepsinde suratım asık. Oysa eskiden güler yüzlüydüm. Neden sonra tebessüm çehremi terketti. Fotoğraflara bakıyorum yine, dikkatlice. Şu diyorum, eski dostum. Onunla kuş avlardık eskiden. Eskiden? O zaman yanıldığımı anlıyorum. Bu fotoğraflar yeni değil. Karşımdaki yüz ekşiyor. Çelişkilerden hoşlanmadığı belli. Kim ki o? Bilmiyorum. Hafızamı yoklamam gerektiğini söylüyor. Kendi iyiliğim için. İyiliğimi istediğine göre bir arkadaşım olmalı diye tahmin ediyorum. Tanıyamadığım için mahcup hissediyorum. "Özür dilerim." diyorum, kalbim bir yetimin kalbi. Sinirleniyor karşıdaki. Özür dilenmesinden de hoşlanmadığı anlaşılıyor böylece. Ne istiyor benden? Belki de fotoğraflarda kendisini bulamayı...