Beklenmeyenler Üzerine
Daralıyor yürek, genişlesin diye zihin. Cümleler kendi kendilerini toparlıyor. Boşluk önce kısık seslere karşı bir duyarlılık kazanıyor, sonra dönüyor yine baş döndüren durağanlığa. Yüzler, bir diğerinde suçluluk emaresi aramaktan ötürü eprimiş, kıvrımlarında aldatılmışlığın ipek kalpli gazileri dolanıyor. Işık yok, hem de hiç yok. Mutlak yokluğu tadan hiç cayar mı o sefadan? Öyleyse pek hazin, bir daha da olmayacak.
Tereddüt ediyorum, tarihe olan inanç mı kaybedildi ilkin yoksa krallara duyulan güven mi? Sıralama mühim. Kronoloji gerçekliğin esasıdır. Belki de değildir. Buna karar vermeye cüretim yok. Küstahça bir hikmet savursam, çarpsam dünya telaşını sürdürülebilir kılan beşeri değerlerin suratlarına... Yapamam. Çünkü onurlu eylemler çoğu zaman nezaketinizden taviz vermenizi icap ettirir. İnsanlık alemine kibarca dalkavukluk etmek daha cazip duruyor.
Bize iyiliği ve kötülüğü bildiren de insanlığın hafızası işte. Onun parçası olup ona karşı durmak için Don Kişot olmak gerek. Sahi nedir yel değirmenlerinde son durum? Uzun süredir asaletini kaybetmiş bulunan zayıf bir yumruk havada asılı duruyor. Yel değirmenlerine mi inecek? Sanmıyorum. Tedbir olsa gerek. Toprağını üstünden atıp yeni fırtınalar estirecek eski düşmanı dumura uğratmak için.
Yüreği dardan kurtarmanın çaresini artık kavradım. Bir ince ışık. Kor gibi olmalı gövdesi. Göz almalı. Kirpikler tutuşmalı bakınca. Işık cesaretini toplayıp yürümeli. Savaşların, mikropların, köle pazarlarının, hüviyetine kastedilmiş mabedlerin arasından geçerek kılıcını kavramalı. Bir defaya mahsus dövüşmeli. İkincisi yok, ya vur ya vurul. Soyluluk gerek buna. Sonrası ebedi barış. Bir kere vuruşmalı, tabiatın tüm kuvvetlerine karşı. Biliyorum. Nâmümkün. Çünkü bazı ihtimaller arzulanıyor sadece. Gerçekleşmiyorlar.
Tereddüt ediyorum, tarihe olan inanç mı kaybedildi ilkin yoksa krallara duyulan güven mi? Sıralama mühim. Kronoloji gerçekliğin esasıdır. Belki de değildir. Buna karar vermeye cüretim yok. Küstahça bir hikmet savursam, çarpsam dünya telaşını sürdürülebilir kılan beşeri değerlerin suratlarına... Yapamam. Çünkü onurlu eylemler çoğu zaman nezaketinizden taviz vermenizi icap ettirir. İnsanlık alemine kibarca dalkavukluk etmek daha cazip duruyor.
Bize iyiliği ve kötülüğü bildiren de insanlığın hafızası işte. Onun parçası olup ona karşı durmak için Don Kişot olmak gerek. Sahi nedir yel değirmenlerinde son durum? Uzun süredir asaletini kaybetmiş bulunan zayıf bir yumruk havada asılı duruyor. Yel değirmenlerine mi inecek? Sanmıyorum. Tedbir olsa gerek. Toprağını üstünden atıp yeni fırtınalar estirecek eski düşmanı dumura uğratmak için.
Yüreği dardan kurtarmanın çaresini artık kavradım. Bir ince ışık. Kor gibi olmalı gövdesi. Göz almalı. Kirpikler tutuşmalı bakınca. Işık cesaretini toplayıp yürümeli. Savaşların, mikropların, köle pazarlarının, hüviyetine kastedilmiş mabedlerin arasından geçerek kılıcını kavramalı. Bir defaya mahsus dövüşmeli. İkincisi yok, ya vur ya vurul. Soyluluk gerek buna. Sonrası ebedi barış. Bir kere vuruşmalı, tabiatın tüm kuvvetlerine karşı. Biliyorum. Nâmümkün. Çünkü bazı ihtimaller arzulanıyor sadece. Gerçekleşmiyorlar.
Sanki anlaşılmasını istemiyormuşsun gibi yazdığın şeylerin
YanıtlaSildaha açık anlatmaya gayret ederim.
Silsanki ortaokul düzeyinde bi yazı... cidden şu çöpü yazdıktan sonra atmak yerine neden paylaşır ki insan? off bu avam heriflerin yetersiz halet-i ruhiye yazıları inanılmaz iğrenç değil mi ya?
YanıtlaSilBurası da benim çöplüğüm zaten. Çöpe attım say :) ha bir de arkadaşlarım haricinde üşenmeyip yorum yazan tek kişisin bu yüzden yazıyı sana ithaf ediyorum.
YanıtlaSil